Cinsel İsteksizlik

Cinsel isteksizlik; yeterli cinsel uyarıya rağmen rağmen cinsel arzu duyulmaması durumu olup halk arasında “frijidite” veya “cinsel soğukluk” olarak adlandırılmaktadır. Cinsel isteksizlik, görülme şekli açısından ; ergenlik döneminden itibaren olabileceği gibi, önceden cinsel istek sorunu olmayan bir kişide daha sonra da ortaya çıkabilmektedir. Bazen de kişilerde yoğun iş hayatı, stres gibi nedenlere bağlı olarak dönemsel olarak da görülebilmektedir.

Cinsel isteğin olması için biyolojik içgüdünün yanısıra yeterli özgüven, cinsellikle ilgili önceki deneyimlerin olumlu olması, uygun bir cinsel eşin olması, birlikte olunan kişi ile cinsellik dışındaki alanlarda da iyi bir ilişkinin olması gibi faktörler gereklidir. Bu alanların herhangi birinde sorun olması cinsel isteğin azalması ile sonuçlanabilir. Cinsel isteksizliğin % 1’i fiziksel, % 99’u psikolojik nedenlere bağlıdır.

Cinsel isteksizlikte rol oynayan fiziksel faktörler içersinde; menopoz veya emzirme dönemindeki hormonal değişiklikler, doğum kontrol hapları, antidepresanlar gibi ilaçlar, diyabet, hipertansiyon, hipotiroidi gibi kronik hastalıklar, nörolojik problemler, alkol bağımlılığı, ağrılı cinsel ilişki durumu (disparoni) sayılabilir.

Cinsel isteksizlikte rol oynayan psikolojik faktörler; aşırı stres, depresyon,anksiyete, eşler arası iletişim problemleri, eşine karşı öfke, kırgınlık, dargınlıklar, beden şekli ile ilgili kaygılar, geçmişde yaşanan taciz, tecavüz gibi cinsel travmalar nedeniyle olumsuz anıların yerleşmesi şeklinde oluşur. Ayrıca cinsellikten uzun süre uzak kalmak da cinsel dürtüyü bastırabilir.

Cinsel istek bozukluklarında öncelikle bir jinekolojik muayene yapılarak; cinsel ilişkide ağrıya neden olabilecek sebepler araştırılır. Hastanın varsa kronik rahatsızlıkları, nörolojik problemleri, kullandığı ilaçlar sorgulanır. Bu konuda gereken yönlendirmeler ve tedaviler planlanır.

Bu değerlendirmeler sonucu fiziksel herhangi bir sebep bulunamayan ve cinsel isteksizlik problemi psikolojik nedenlere bağlı olduğu düşünülen hastalara cinsel terapi uygulanır.
Cinsel terapi öncesi hastadan genel bir cinsel öykü, aile öyküsü ve geçmişi ile ilgili detaylı bilgiler alınır. Cinsel sorunu körükleyen bilinç altında yatan sebepler tespit edilmeye çalışılır.

Daha sonra hastalara genital organlar ve cinsellikle ilgili bilgiler verilir. Yanlış ve eksik bilgiler düzeltilir. Bu şekilde kişinin kendi bedenini tanıması sağlanır. Pelvik taban kaslarını kasıp gevşetme egzersizleri ( kegel) öğretilerek vagenin daha duyarlı hale gelmesi sağlanır.

Cinsel isteksizlik, bir cinsel terapist eşliğinde aşama aşama ve bir takım ev ödevleri ile aşılmaktadır. Ev ödevlerinin bir kısmı kişi tarafından bir kısmı da eş tarafından uygulanmaktadır.

Erkek eş ile ilgili erken boşalma, sertleşme sorunu veya cinsel tecrübe eksikliği gibi problemlerin varlığında bu konuda da destek sağlanır. Cinsel isteksizlik problemin çözümünde eş dayanışması, iletişim, güven ve ev ödevlerinin düzenli yapılması önemlidir.

Cinsel tiksinti bozukluğu cinsel isteksizlikten daha ağır bir formdur. Bu bireyler cinsel aktivitelerden kaçınırlar. Kendilerine cinsel yönden yaklaşıldığında korku, kaygı ya da iğrenme ifade ederler. Bu durum belirgin bir sıkıntıya ve kişiler arası ilişkilerde zorluklara neden olur. Şiddetli derecede cinsel tiksinti bozukluğu olan kişilerde cinsellikle ilgili durumlarda panik atağa varan sorunlar yaşanabilir.

Bu bozukluk tecavüze uğrama ya da çocuklukta istismar gibi cinsel saldırıya maruz kalınan durumlarda, cinsel birleşmenin ağrılı olduğu durumlarda ya da cinsel dürtü ile utanç, suçluluk gibi duygular arasında farkında olunmayan bir bağlantı olduğunda ortaya çıkabilir.

Sorunun karmaşıklığı ve bireylere özgü oluşu göz önüne alındığında işe yarayan tek bir yöntemin olamayacağı açıktır.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler